16 Eylül 2016 Cuma

canım ofis sandalyem, ya da çağla'nın başına gelen bir elçin hancı hikayesi

geçenlerde elçin'le kahve içmek için pijp'ta buluştuk. artık yakınlarda yaşamadığımız için böyle buluşma ayarlamamız gerekiyor. değişik bir cafe arayışı içerisinde ara sokaklara girip çıkarken karşımda bir ofis sandalyesi.. adeta bırakılmış gibi bekliyor. yanına gidiyorum. seni bıraktılar mı? sen yalnız mısın? diye soruyorum. kendisiyle biraz ilgilenirken (uzun bir süredir ofis sandalyesi aradığım için ofis sandalyesi görünce pop-out effect ile kaçırmadığım bir stimulus olmayı başarmıştı ve bu yüzden ilgiyi hak ettiğini düşünüyordum), sahibi geliyor. istiyo musun diye soruyor. ciddi mi diye adamın yüzüne bakıyorum. adam ciddi. istemiyosan atıcam zaten diyor. sarışın bir daç nasıl bu kadar inefficient bi hareket yapar, o sırada aklım almıyor. satın alınan bir şeyi yolda bırakıp atmak.. mümkün değil gibi geliyor. alıyom bak diyorum. o sırada ofis sandalyem bana göz kırpıyor. adam al diye gözümün içine bakıyor. taşıyamazsan bırakırsın nolcak ben de zaten atıcaktım dediği anda ben ofis sandalyesini alıp sürüklemeye başlıyorum.
pop out effect ile ofis sandalyemi pijp'ta fark edişim (temsili)
karşımdan turistler geliyor, localler geliyor, elçin yanımda bisikletini sürüyor. ben de ofis sandalyemin elinden tutuyorum yürüyoruz. abi nasıl olacak bunu nasıl götüreceğim, hem biz kahve içmeyecek miydik diye soruyorum. elçin de tram diyor. trama basıyor muyuz abi diyorum. buna basıyoruz diyor. ofis sandalyemle bakışıyoruz. biz trama binelim diyoruz. trama ofis sandalyemi çıkarıyoruz, yaklaşık 11 durak ilerliyoruz. tramda belki bu inerken yardım eder dediğim herkes iniyor. ofis sandalyeme bakıyorum. bunu başarabilirsin dercesine bana gülümsüyor. iniyor, okulun ordaki metroya yürüyoruz. sonra eve yürüyoruz. üşümüşsündür gel içeri gir diyorum. ayakkabılarımı çıkarayım mı diyor. gerek yok zaten biz de ayakkabıyla giriyoruz diyorum. hikaye bitiyor.

canım ofis sandalyem ile eve giderken

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder