Hollandada sevdigim insanlarin hepsi tren mesafesinde yasadigi icin bir haftasonu yine ns.nl in cebine uc bes birseyler sikistiriyorum, - genc adamsin, lazim olur, bulunsun yaninda- diyorum. Hic ikiletmeden aliyor parayi. Daglari tepeleri asip Leiden'a variyorum. Dag mi? Tepe mi? Lafin gelisi caniimm.
Cagla da Amsterdam'dan daha cok patikalari takip ederek geliyor. Ogleden sonra Hollanda'da "verayibil degil, veriibil" referensini anlayabilecek 3 Bilkent Psikoloji mezunu genc bulusup Leiden sokaklarinda geziyor. Aksam Leiden'da, Merve'nin gezellig cati katinin yatili misafiriyiz. Sabah kahvaltidan sonra dukkan geze geze sehri turluyoruz. Rastgele bir dukkana giriyoruz. Cagla dukkanda kendi boyunda bir zurafayla goz goze geliyor; ilk goruste ask gibi birsey. Goz goze geldikten yaklasik 20-25 saniye sonra, ben kosedeki cantalara bakmakla mesgul iken, Cagla'yi zurafayi kiucaklamis bir sekilde kasa sirasinda berklerken goruyorum. Cok kisa bir zaman sonra zurafa Caglanin oluyor.
Bu almost real size bebek zurafayla sehir merkezinde yurumemiz zorlasiyor. Bebek zurafa bir attention magnet ine donusuyor. Biz de rotamizi istasyona dogru cevirmeye karar veriyoruz. Aramizdan once Cagla ayriliyor. Cagla ve zurafasi, yuruyen merdivene binip yukselirken ikisi de bize el salliyor. Sonradan ogreniyoruz ki trende Cagla zurafasini yan koltuguna oturtmus, rahatca bir yolculuk gecirmisler.
Ve gunun sonunda Caglanin evi bir art exhibitiona ev sahipligi yapmaya bir adim daha yaklasiyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder