Size staj yaptigim sirketin Christmas Partisinde yasadigim kultur sokundan bahsetmemistim degil mi? Hani kilisede duzenlenen bir partiydi, djli kokteyl barli ve MASAJ SEDYELI. Bir yandan da etrafta Suheyl- Behzat Uygur gibi gezen ust duzey yoneticiler. Cunku partinin dress codu glitter idi cok afedersiniz. Iste parti boyle baslamisti da sonra after party diye Rembrandplein deki les Erasmus barlarindan birine gidilmisti ve ben kendimi gece 4 te sirketin CEO suyla Coco's da karsilikli dans ederken bulmustum. COCO'S NEY!!
3 yildir Amsterdamda yasiyorum, o gune kadar bu kultur farkini o kadar belirgin hissetmemistim. Derken gecenlerde baska bir is arkadasimla olan muhabbetim de bu kultur sokuna tuz biber oldu. Bu bahsedecegim is arkadasim bizi tren istasyonundan alacagi zaman arabanin arkasindaki minnos bebek koltuklarini cikariyo, cunku iki tane minik kizi var. Iste arabada muhabbet ediyoruz, bir klasik Anglosakson small talk initiator i olarak sordum adama, dedim how was your weekend? Bekliyorum ki iyiydi desin, suraya gittim desin. Adam demesin mi cumartesi bi partiye gittim, dj calmayi gece 4 gibi birakti, tam ikinci ekstasimin ortasindaydim biraz daha giderdim. BEN SOK! Tamam herkes MDMA aliyor, tabu degil filan anlarim da ya arkadas bu adam benim calisma kontratimi imzalayan adam. Ben de hala mail atarken kendi kendime yeterince professional oluyo mu diye endiselenip durayim. Adam MDMA diyor. Daha sonra festivallere gittiginde nasil yaninda fazladan buundurup ese dosta verdiginden, ama tanimadigi insanlar istediginde vermeyip arkadaslari icin ayirdigindan bahsetti. Ben de konuyla alakali tek anim olan benim nasil da gittigim cogu partide torbaci sanildigimdan bahsettim.
Sonra istasyonun onune gelince arabadan digerleriyle inip kosarak trenimize yetistik.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder