su almaya kattaki mutfaga yururken cit cit diye bir ses duyuyorum. koridorda onumde bir adam onune bakiyor, bir seyler yapiyor. allahim diyorum nolur sandigim sey olmasin.
bir daha o ses.. cit cit.
adam 40larinda bizim kattaki ofislerde akademisiyle makalesiyle ilgilenen bir bilim insani bundan kuskum yok. bir iki adim atiyorum. adam duruyor onune bakip cit cit sesine devam ediyor. adama yaklasinca emin oluyorum. arkadaslar... adam koridorda durmus tirnaklarini kesiyor ve yerde kesilmis tirnaklar var. adam yurumeye basliyor mutfaga giriyor. ben de o sirada keske dehidre kalsaydim da buna sahit olmasaydim diye dusunuyorum. mutfakta bizim disimizda iki kisi daha var. herkes akademi camiasinda yerini bulmus doktor diye hitap ettigimiz insanlar ve bu adamla selamlasiyorlar. adam bir kez daha onune odaklaniyor. ben adamin yanindan gecerken lutfen o sesi duymayayim sacima basima sabah sabah bir seyler sicramasin diyerek evrenle kalben bir iletisim icine giriyorum ve kosar adimlarla suyumu dolduruyorum. suyu doldururken ses bir daha geliyor kulaklarima... cit cit. sabah sabah tadim kaciyor ve adamdan olabildigince uzak olabilmek icin diger kapidan cikiyor, adamla arama duvarlari aliyor ve tirnaklarin uzerime sicrama tehlikesini atlattigima emin olarak uzaklasiyorum.
doktorasini igrenme uzerine yapan ve duzenli olarak kusmuk ve rezalet otesi tuvalet fotograflarina bakan biri olmama ragmen bu tat kaciran olay beynimde yerini ilk siralarda aliyor. bu hikayede bobreklerim kazaniyor, ben ise kaybediyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder