24 Temmuz 2018 Salı

Hikayenin kisa versiyonu: düstüm ve kolumu kirdim

Fakat hikayenin uzun versiyonunu merak ediyorsanız okumaya devam edin.

Tebessum sehri Eindovenda yagmurun azalmasi ve havalarin isinmasiyla kaykaycilara gun dogdu. Bisiklet yolundaki her bes kisiden birinde longboard, su gibi gidiyorlar. BEN  DE HEMEN ETKILENMISIM cok afedersiniz. Kullanma amacim ise cok basit, A noktasindan B noktasina gitmek. Ultimate goal um ise okula longboard ile gidebilmek.
hikayenin bas rol oyuncusu

Neyse, 2. el, bebek gibi bir longboard buluyorum. Once kendi kendime, evimin etrafinda, trafige cikmadan pratige basliyorum. Birkac denemeden sonra dengede durmayi ve board un ustundeyken yon verebilmeyi ogreniyorum. Birkac hafta geciyor. Diyorum ki artik daha uzun mesafeleri denemenin vakti geldi. Hafta boyunca cumartesi gunku bu challenge im aklimda, hafta sonunu bekliyorum. 

Cumartesi gunu planim belli. Philips Jongen parkina longboardumla gidip, orda kendi kendime minik bir piknik yapacagim. Kahvaltidan sonra piknik cantami hazirliyorum; bluetooth speaker, yarim sise beyaz sarap, cherry domates ve bir paket havucu sirt cantama atip kaykayim koltugumun altinda disari cikiyorum.

Evimin onundeki yolda trafik cok oldugu icin yol bitene kadar kaldirimda kaymaya karar veriyorum. Kaymaya basladiktan LITERALLY iki dakika sonra dengemi kaybediyorum, longboard ayaklarimin altindan suzulup gidiyor. Ben sirt ustu dusuyorum. Tum yuku cefakar sol dirsegim yukleniyor. 
Minnak planlarim, daha evim gorus mesafemden cikmadan bitiyor.

BEFORE

AFTER

Hikayenin devaminda ise bir suru cold press, bolca PARACETAMOL ve bir adet askida sol kol kaliyor. 


21 Temmuz 2018 Cumartesi

Gecenlerde bir takim unfortunate olaylar silsilesi sonucu iptal olan planlara alternatif ararken kendimizi Belcikanin guneyinde, bir muzik festivalinin camping alaninda, cadirimizda sisme yataklarimizi sisirirken buluyoruz.

Festivalin ikinci gunu en buyuk sahneye Omar Sulayman cikiyor. Sahnenin en onunde bekliyoruz. Bizimle beraber en onde bekleyen insanlara bakiyorum, hepsinin kafalarinda kefiye, bir grup Omar Sulayman groupie si Flemish cocuklar. Komik bir goruntu.

Omar Sulayman alkis tutarak seyirciyi costururken.

Sahne doluyor. Önde Sulayman, arkasinda piyanist sentor ekürisi ile beraber cikiyorlar. Bir gun once teknoya doymus bünyem muzigi duymamla beraber cosuyor. Omuzlarimi durduramiyorum efenim, oynuyorlar. Bir iki track sonra Omar Sulayman remixli halay ezgilerine basliyor. Artik tutamiyorum kendimi. Bakiyorum sagima, halayda rabbitdance yapmaya calisan bir Flemish. -Bak diyorum, bunda oyle dans edilmez. Atiyorum kolumu omzuna, onunkini de benim omzuma. O arada cok hizli bir halay workshop u veriyorum. - One, two,three left foot, one, two three, right foot. Cocuk hemen kapiyor. Ritmi yakaliyoruz, bunu goren  birkac Flemish daha katiliyor. Ben halay basi pozisyounda, sahnenin en onunde sarki bitene kadar halay cekiyoruz. 

Konser bitiyor, dans etmekten dilim damagima yapismis, gidiyorum bir bira aliyorum. Sanki az once olanlar hic yasanmamis gibi baska sahneye gidip chill house esliginde dansima kaldigim yerden devam ediyorum.



4 Temmuz 2018 Çarşamba

ERASMUSLU ORTAMLARA LETS GO!



Bakin saat daha 8 olmamis, telefonumda okudugum ilk mesaj 'pavyonlu sarkinin klip onerisi'. Gune daha guzel bir baslangic olamazdi. Ve evet, tabiig ki kahvaltimi The Almanci playlist i esliginde yaptim.