bu bayramda (5 Temmuz'a denk geldiğini farzettiğimiz gün) Amsterdam'daydım. Amstelveen de diyebiliriz tam Amsterdam içi olmuyor ama Amsterdam desem de kim bilecek. Zaten Hollanda'yı toplasan bir Kayseri falan ediyor (bunu salladım ama muhtemelen doğru). Her neyse, bayramda herkes "ne kadar bayram ziyaretlerinin sıkıcılığından bunaldık aman yarabbi onu da aradım bunu da aradım yeter beeee" derken, veya denizlerden kumlu güneşli bikinili paylaşımlar yaparken, ben camsız (bu sefer lab değil) bir amfideydim. Üst dönem tez sunumlarını dinler gibi yapıp bir yandan da makale düzeltiyordum. İnsanın iç sıkkınlığını sadece "aman da ne kadar aile sıcaklığı, aileli aileli ortamlar, ders yapmayacak kadar boş olmak sıkılacak kadar ders yapmıyor olmak ve boş oturmak söylemleri, denizli tatillerimize bakıncılıklar ve eğlenmenin dibine nasıl da vuruyoruzculuklar" artırabilirdi.
kıskanmak değil belki ama birşeylerin kutlamaları falan bazı durumlarda bazı insanlara dokunabiliyor galiba, bunu hissettirdi biraz. benzer şeyleri anneler ve babalar gününde de düşünüyorum. o yüzden genel bir düşünsellik durumu.
her neyse, iç sıkkınlığım karşısındaki tek avuntum, koca koca insanların "BİZ DE DELİYİZ HE BİZİ DE TEDAVİ EDEBİLCEN Mİ ŞİMDİ .D:D:D:D:D:" sorularına, sosyal psikolojinin nolduğunu ve aslında evrimle uğraştığımı anlatırken, gülümsemelerin yavaş yavaş tebessüme, ordan da nötr bir "poker face"e dönüşmesini izlememiş olmak.
bu arada, yeni mezun çok az şey bilen psikologların taşaklı klinikçiler olmuş gibi yazılar yazmaları :(:((:(
bu dramdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder