Tukuruk siselerinie pipetler kestigimiz bir cumartesi ogleden sonrasi. Aksam Cagla'nin bolumunun PhD partisine davetliyiz. Daha dogrusu Cagla davetli, ben de +1 kontejyani ile yanliyorum. Gruptaki British cocuk, nasil -10 dereceye kadar tisortle gezebildiginden bahsediyor. Finli kiz ilk "real winter jacket" ini iki yil once aldigini paylasiyor. Pragli cocuk konuyla alakali birtakim seyler soyluyor. Tum muhabbeti sessizce dinleyen Cagla, muhabbetin sonuna kucuk harflerle katiliyor: I have so many coats.
Tebessüm Şehri Uilenstede
Sosyal psikolog olmak üzere kendilerini Amsterdam'da bulmuş iki kadının maceracıkları
26 Ocak 2020 Pazar
20 Ocak 2020 Pazartesi
beynimin içindeyiz.
az evvel duşumu aldım.
tatsız bir gün çünkü bugün pazar ve yarın okul var.
bu gerçekten beni uzaklaştırabilecek iki şey var.
babam meyve soymuş ve televizyonda şahane pazar var.
---
birileri ıslanıyor birileri düşüyor.
sonunda şahane pazarın en sevdiğim kısmına geliyoruz.
yerde bir sürü kutu var.
kutuların içi ise boya dolu.
---
yarışmacı benim.
amacım bu kutuların üzerine zıplayarak sağlam kutulara basarak karşıya ulaşmak.
kutuların üzerine bakıyorum.
her birinin üzerinde bir kelime yazıyor.
---
sustainability.
vegan.
recycling.
open source.
ecological.
open access.
---
ilk seçtiğim kutunun üzerine atlıyorum.
kutu kırılıyor.
belime kadar boyanıyorum.
az evvel duşumu aldım.
tatsız bir gün çünkü bugün pazar ve yarın okul var.
bu gerçekten beni uzaklaştırabilecek iki şey var.
babam meyve soymuş ve televizyonda şahane pazar var.
---
birileri ıslanıyor birileri düşüyor.
sonunda şahane pazarın en sevdiğim kısmına geliyoruz.
yerde bir sürü kutu var.
kutuların içi ise boya dolu.
---
yarışmacı benim.
amacım bu kutuların üzerine zıplayarak sağlam kutulara basarak karşıya ulaşmak.
kutuların üzerine bakıyorum.
her birinin üzerinde bir kelime yazıyor.
---
sustainability.
vegan.
recycling.
open source.
ecological.
open access.
---
ilk seçtiğim kutunun üzerine atlıyorum.
kutu kırılıyor.
belime kadar boyanıyorum.
16 Ocak 2020 Perşembe
BIZ KOTU BIREYLER MIYIZ?
EXISTENTIAL QUESTIONS SUBSEQUENT TO UNFORTUNATE CHAIN OF EVENTS
ON A SPONTANEOUS NIGHT OUT IN AMSTERDAM
Gecenlerde yine dolu dolu bir cumartesi icin yavru vatan Amsterdamdaydim. Pre concert - post dinner biralari icin Cagla ile Zuid'imizin goz bebegi kasabin gozyaslari adli mekana yuruyorduk. Yurudugumuz yolun cok da tenha bir cadde olmadigini ve havanin da coktan kararmis oldugunu hikayenin basinda belirteyim zira (zira mi?) olaylarin devaminda hikayeyi judge ederken bu bilgileri kullanmaniz gerekecek.
Sirtimizda sirt cantalari, elimiz montumuzun cebinde, doktoranin bizden goturduklerini konustugumuz insanin omrune omur katan muhabbetimizle, siradan iki expat profili olarak yururken yolun karsisindan yasli bir adam gorus alanimiza giriyor. Once adamin ne yaptigini tam secemiyoruz. Bikac adim daha yaklasinca farkediyoruz, adamin arkasi bize donuk, ufak ve yalpalayan adimlarla geri geri gelmeye calisiyor. Biraz daha yaklasinca adamin elindeki sarap sisesini goruyoruz.
Adamin geri geri yurume hizina x diyelim. Bizim o siradaki yurume hizimiz da 1.5x olsun. Can havliyle icler dislar carpimi yaptiktan sonra ayni hizla gidersek adamin bizim ustumuze dusecegini hesaplayip BIR ANDA KOSMAYA BASLIYORUM. Beni goren Cagla da panik olmus bir sekilde kadinlar 100 metre yarisina katiliyor. Hizli bir depar atip 10 metre sonra durdugumuzda adamin yere dustugunu goruyoruz. Hayir hayir, daha da fenasi, DUYUYORUZ. Cevredeki yardim sever Dutchlar kosturarak yardima geliyor, adami yerden kaldiriyor. Uzaktan tum bu olup biteni izledikten sonra birbirimize bakiyoruz. AZ ONCE NELER YASANDI? ADAMI NEDEN TUTMADIK? NEDEN ILK TEPKIMIZ KACMAK OLDU? BIZ KOTU BIREYLER MIYIZ?
Kaldigimiz yerden yurumeye devam ederken ogrenilmis reflekslerimiz ve toplumsal degerlerimizi boca ettigimiz hararetli bir tartismaya giriyoruz. Yaptigimiz seyin fena birsey oldugu sonucuna kisa surede variyoruz. O sirada onumuzde yuruyen baska bir adam arkasina donuyor ve yeri gostererek "watch out" diyor. Yere bakiyoruz, bok var. Adam boka basmamizi istememis. Iki adim sonra ayni adam ayni sekilde arkasini donup, yeri gostererek ayni tonlamayla bir kez daha "watch out" diyor. Gosterdigi yere bakiyoruz, bir baska bok. Bu mayin tarlasi kaldirimda, tanimadigi insanlarin boka basmasini istemeyen adam, az once sarhos diye aninda flight responsunu secip dusmesine engel olmadigimiz yasli adami yuzumuze yuzumuze vuruyor, vicdan muhasebemize bir evrak da bu adam birakiyor.
Tum bu yasananlar aklima Force Majeure yi getiriyor; bir kayak merkezinde ailesiyle otururken cig dusuyor sanip esini ve cocugunu masada birakip bir anda kacan Tomas'i konu alan bir film. Filmin geri kalani da tamamen bu olay uzerinden devam ediyor, tipki bizim bu cumartesimiz gibi.
Olayi geriye sarip sarip tekrar anlatiyoruz. Sadece Caglayla ikimizin bildigi bir gizli kamera footage indan kendimizi izliyoruz, videoyu saniye saniye durdurup analiz edip tekrar oynatiyoruz. Gun sonunda neon isikli VICDAN yazisinin onunde selfie li poz verip evlere dagiliyoruz. Ama kafamizda hala ayni soru. BIZ KOTU BIREYLER MIYIZ?
2 Ocak 2020 Perşembe
Ucak gunlukleri
Amsterdam - Izmir ucagi, 9.27 pm
On caprazimdaki adam internet olmadan cok da bir ise yaramayan telefonunu -belki zaman oldurecek supriz bir seylerle karsilasirim- umidiyle kurcaliyor. Can sikintisini unutturacak bir aktivite ariyor, birkac uygulamayi umutsuzca acip kapadiktan sonra aklina galerinin gelmesi uzun surmuyor. Fotograf arsivini aciyor. Sirayla en yeni cekilmis fotograftan baslayip, geriye dogru her fotografa birkac saniye bakip geciyor. Fotograflari hizli hizli gecerken bir videoya denk geliyor ve videoyu izlemek icin play a basiyor.
Videoda bir tavuskusu var. Tavuskusunun kuyrugu slow-motion hareketlerle aciliyor. Piril piril fusyeler, turkuazlar ve zumrut yesilleri ile parlayan kuyruk yavas hareketlerle acilip kapaniyor. Bu sairane hareketler yavasca birbirini takip ederken tavuskusunun ayaklarinin dibinde bir yazi beliriyor: HAYIRLI CUMALAR
Adam, video bitene kadar pur dikkat tavuskusunun acip kapanan kuyrugunu izliyor. Video bitiyor, adam arsivini taramaya kaldigi yerden devam ediyor.
On caprazimdaki adam internet olmadan cok da bir ise yaramayan telefonunu -belki zaman oldurecek supriz bir seylerle karsilasirim- umidiyle kurcaliyor. Can sikintisini unutturacak bir aktivite ariyor, birkac uygulamayi umutsuzca acip kapadiktan sonra aklina galerinin gelmesi uzun surmuyor. Fotograf arsivini aciyor. Sirayla en yeni cekilmis fotograftan baslayip, geriye dogru her fotografa birkac saniye bakip geciyor. Fotograflari hizli hizli gecerken bir videoya denk geliyor ve videoyu izlemek icin play a basiyor.
Videoda bir tavuskusu var. Tavuskusunun kuyrugu slow-motion hareketlerle aciliyor. Piril piril fusyeler, turkuazlar ve zumrut yesilleri ile parlayan kuyruk yavas hareketlerle acilip kapaniyor. Bu sairane hareketler yavasca birbirini takip ederken tavuskusunun ayaklarinin dibinde bir yazi beliriyor: HAYIRLI CUMALAR
Adam, video bitene kadar pur dikkat tavuskusunun acip kapanan kuyrugunu izliyor. Video bitiyor, adam arsivini taramaya kaldigi yerden devam ediyor.
3 Aralık 2019 Salı
19 Kasım 2019 Salı
29 Ekim 2019 Salı
PAZAR KOSUSUNDAN OBEB OKEK'E UZANAN DOLU DOLU BIR SABAH
Gecenlerde havanin guzelligini firsat bilip disarda kosmaya karar verdim.
Evimin yakinlarindaki gole gititm. Golun etrafindaki bir turun yaklasik 2 kilometre oldugu goal setting i kolay, motivasyonu yuksek, havasi temiz, yollari patika bir kosu rotasi burasi. Yakinlarda bir yerlerde bisikletimi park ettim, minik adimlarla kosmaya basladim. Bi bes dakika saat yonunde kosmaya basladiktan sonra saat yonunun tersinde kosan pembeli kadinla karsilastim.
Kosumun ikinci turunda pembeli kadinla ilk turdakindan daha erken bir yerde karsilastik. "Demek ki bu pembeli kadin benden hizli kosuyor" diye dusnurken kafamin icinde kontrol edemedigim bagzi coktan secmeli secenekler belirmeye basladi. Ucuncu turumu kosarken soru kafamin icinde benim kontrolum disinda iyiden iyiye netlesti. "Iki insan ayni anda cevresi 2000 metre olan dairesel bir pistin etrafinda ters yonlerde kosmaya basliyor. Ikinci kez pistin 1500 metresinde karsilastiklarina ve birinci kosucu dakikada 20 metre kostuguna gore ikinci kosucunun saatteki hizi nedir?"
Asla dogru bir sekilde formule edemedigim bu problem kafamda belirirken simultaneously baska konseptler de kafamda patlamis misir gibi patlamaya basladi ve soruyu cozmek icin OBEB OKEK bilgisi kullanmak gerektigini hatirladim. Mis gibi oksijenle dolmasi gereken cigerlerim, okek obeb in aklima gelmesiyle tatsiz flashbacklerin yasattigi huzursuzlugu absorbe etmeye basladi.
-Mini flasback to 2007- Molalarimda dinlenmek icin anlatim bozuklugu cozdugum bir oss ye hazirlik sureci. Tenefuslerde kafam dagilsin diye guvender geometri cozuyorum. Sinif arkadaslarimla iletisimim "hafta sonu kac soru cozdun?" seviyesinde. Bu temponun icinde harcadigim butun zamana ve efora ragmen asla ogrenemedigim, kafama kesinlikle girmeyen bir konu var: OBEB OKEK. Asla ogrenemedim. Ne etutler, ne ozel dersler almama ragmen obeb okek benim icin dunya uzerinde anlasilmasi en kompleks konulardan biri olarak bu gunlere kadar geldi. OBEB OKEK yazarken bile midemdeki cuceler mini bir kazi calismasina girisiyor.
Alin size bir pazar sekeri:
Kenarlar 3, 4, 6 cm olan diktortgenler prizmasi seklindeki tuglalardan bir kup yapilmak istense ve 400 tane tugla bulunsa, ve bu tuglalari hic arttirmadan bir kup yapmak icin kullansak, kac tane tuglaya ihtiyac vardBOOGOGSDFJLHFJ DFKHDF.
Bu postu yazarken ben bi fena oldum, tansiyonum dustu. Gideyim de kendime bi tuzlu ayran yapayim.
Evimin yakinlarindaki gole gititm. Golun etrafindaki bir turun yaklasik 2 kilometre oldugu goal setting i kolay, motivasyonu yuksek, havasi temiz, yollari patika bir kosu rotasi burasi. Yakinlarda bir yerlerde bisikletimi park ettim, minik adimlarla kosmaya basladim. Bi bes dakika saat yonunde kosmaya basladiktan sonra saat yonunun tersinde kosan pembeli kadinla karsilastim.
Kosumun ikinci turunda pembeli kadinla ilk turdakindan daha erken bir yerde karsilastik. "Demek ki bu pembeli kadin benden hizli kosuyor" diye dusnurken kafamin icinde kontrol edemedigim bagzi coktan secmeli secenekler belirmeye basladi. Ucuncu turumu kosarken soru kafamin icinde benim kontrolum disinda iyiden iyiye netlesti. "Iki insan ayni anda cevresi 2000 metre olan dairesel bir pistin etrafinda ters yonlerde kosmaya basliyor. Ikinci kez pistin 1500 metresinde karsilastiklarina ve birinci kosucu dakikada 20 metre kostuguna gore ikinci kosucunun saatteki hizi nedir?"
Asla dogru bir sekilde formule edemedigim bu problem kafamda belirirken simultaneously baska konseptler de kafamda patlamis misir gibi patlamaya basladi ve soruyu cozmek icin OBEB OKEK bilgisi kullanmak gerektigini hatirladim. Mis gibi oksijenle dolmasi gereken cigerlerim, okek obeb in aklima gelmesiyle tatsiz flashbacklerin yasattigi huzursuzlugu absorbe etmeye basladi.
-Mini flasback to 2007- Molalarimda dinlenmek icin anlatim bozuklugu cozdugum bir oss ye hazirlik sureci. Tenefuslerde kafam dagilsin diye guvender geometri cozuyorum. Sinif arkadaslarimla iletisimim "hafta sonu kac soru cozdun?" seviyesinde. Bu temponun icinde harcadigim butun zamana ve efora ragmen asla ogrenemedigim, kafama kesinlikle girmeyen bir konu var: OBEB OKEK. Asla ogrenemedim. Ne etutler, ne ozel dersler almama ragmen obeb okek benim icin dunya uzerinde anlasilmasi en kompleks konulardan biri olarak bu gunlere kadar geldi. OBEB OKEK yazarken bile midemdeki cuceler mini bir kazi calismasina girisiyor.
Alin size bir pazar sekeri:
Kenarlar 3, 4, 6 cm olan diktortgenler prizmasi seklindeki tuglalardan bir kup yapilmak istense ve 400 tane tugla bulunsa, ve bu tuglalari hic arttirmadan bir kup yapmak icin kullansak, kac tane tuglaya ihtiyac vardBOOGOGSDFJLHFJ DFKHDF.
Bu postu yazarken ben bi fena oldum, tansiyonum dustu. Gideyim de kendime bi tuzlu ayran yapayim.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
